Radikal'in başlığını doğru bulmasam da, haberin içeriği sistemdeki arızaları güzel bir biçimde anlatıyor.
60-66 aylık minikler için illerden gelen bilgiler iç açıcı değil. Çözüm için komisyon oluşturulacak, 60-70 aylık çocuklar ayrı sınıfa alınacak. Uyum sağlayamayanın ana okuluna gönderilmesi gündemde. Ders süresi 20 dakikaya inecek, bodrum katları oyun salonuna çevrilecek.
ANKARA - Milli Eğitim Bakanlığı , İl Milli Eğitim Müdürlüklerinden gelen uyarılar üzerine 4+4+4 sisteminde revizyona gidiyor. Düzenleme, özellikle 1. sınıfa başlayan 60-66 aylık çocuklarla ilgili olacak.
Vatan'dan Kıvanç El'in haberine göre, bakanlıkta oluşturulacak komisyon bu konuda çalışacak. Komisyonun raporu doğrultusunda revizyonlar belirlenecek ve yeni eğitim döneminde hayata geçirilecek. Başta İstanbul olmak üzere il milli eğitim müdürlüklerinden gelen raporlar, sistemdeki sıkıntıları ortaya çıkardı. Bakanlık bunun üzerine yeni eğitim yılında benzer aksaklıkların yaşanmaması için önlemler almaya hazırlanıyor. Sistemde en fazla sıkıntı, 60-84 (birinci sınıf) aylık çocuklarda yaşanıyor. Bazı çocuklar henüz okumayı sökemezken, 40 dakikalık ders sürelerinin de uzun olduğu belirlendi. Bakanlık yetkilileri, “Sistemin temelinde bir değişiklik yok, uygulamada yaşanan bazı sıkıntıları ortadan kaldıracağız. Geri adım atılması söz konusu değil” değerlendirmesinde bulundu.
Veli istese de kararı komisyon verecek
- OYUN ALANI: Öğrencilerin okula bağlı kalması ve yeterli oyun aktivitesinin yapılabilmesi için oyun alanlarının oluşturulması hedefleniyor. Bu konuda belediyelerden yardım istenmesi de gündeme gelirken, boş olan bodrum katları ile çatı katlarının oyun alanı yapılması da gündemde. İmkanı olan okullarda kukla gösterisi, müzik odası gibi odaların da yapılması istenecek.
- KOMİSYON KARAR VERSİN: 60-66 aylık hazır olmayan çocuklar da veli kararı ile okula başladı. Bu konuda sorunlar yaşandı. Bakanlığa, veli isteğinin yanında uzmanlardan oluşturulan bir komisyonun çocuklara “okula başlayabilir” onayını vermesi, bu onayı alamayan öğrencilerin ana okuluna gönderilmesi önerildi. Komisyon, bu öneriyi de gündemine aldı.
Yüzde 67’si en az bir kez altına kaçırdı
Anadolu Eğitim-Sen tarafından 2000 öğretmenle yapılan anketten de şu çarpıcı sonuçlar çıkmıştı:
- Birinci sınıfların yüzde 44’ü boylarına uygun olmayan sıralarda bir ders yılı oturmak zorunda kaldı
- 60-66 aylık çocukların yüzde 67’sinin en az 1 kez altına kaçırdı.
- Üst yaş gruplarındaki öğrencilerin tamamı Nisan ayında okumaya geçerken, 66 ay altındaki öğrenciler için bu oran yüzde 18’de kaldı. Yani 60-66 ay aralığında kalan çocukların yüzde 82’si yani her 5 çocuktan 4’ü Nisan ayında okumaya geçemedi.
- “1.sınıflarda yapılan sistem ve müfredat değişikliğine ilişkin herhangi bir eğitim aldınız mı?” sorusunu ise öğretmenlerin yüzde 65’i eğitim almadım diye cevaplarken, yüzde 31’i bu yönde eğitim aldığını ama işe yaramadığını, yüzde 4’ü ise eğitim aldığını ve işe yaradığını bildirdi.
Dinleme bozukluğu oluştu
Edinilen bilgiye göre MEB’in yürüttüğü çalışmalar kapsamında yeni eğitim öğretim yılında şu revizyonlar bekleniyor:
- 20 DAKİKALIK DERS: 40 dakikalık derslere özellikle 60- 66 aylık çocuklar uyum sağlayamadı. Çocuklarda dinleme bozukluğu, dikkatsizlik gibi olumsuzluklar ortaya çıktı. Derslerde dikkati dağılan çocuklar için 20’şer dakikalık derslerin yapılması gündemde.
- ESNEK EĞİTİM: Tüm sınıfa aynı eğitimin değil, öğrencilerin ilgi ve becerilerine göre sınıfta “esnek” eğitimin hayata geçirilmesi bekleniyor.
- 60-70 VE 71-84: Okullarda 60-70 aylık çocuklarla, 71-84 aylık çocukların ayrı sınıflarda toplanması, yeterli öğrenci yoksa yakın okullarda birleştirme yapılması da bakanlığa gelen öneriler arasında.
- SINIFLAR BÖLÜNEBİLİR: Birçok okulda 50 kişilik sınıflar ortaya çıktı. Kalabalık sınıflarda 1. sınıf öğrencilerinin motivasyonu sağlanamadı. Bu nedenle sınıf öğrencilerinin ikiye bölünmesi gündemde.
- SIRADA DEĞİL MİNDERDE: Çocukların klasik sıra düzeninde değil, yerde minderde veya nerede rahat ediyorsa orada ders dinlemeleri ve tek kişilik sıraların “u” düzeninde sıralanması için düzenleme yapılması olası.
Pilot uygulama olmalıydı
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün daha önce kamuoyuna yansıyan kapsamlı 4+4+4 raporu şöyleydi:
- Derslik ihtiyacı giderilmeli
- 40 dakikalık derste 60 aylık çocukların oturmaları, dikkatlerini derse vermeleri mümkün değildir. Sınıflarda 60-84 ay aralığındaki çocukların bir arada bulunması ciddi sorundur.
- Okula hazırlık dönemlerinin 60-70 ay arasındaki öğrencilere 3.5 ay, 70 ay üzerindekilere de 1 ay yapılmalı.
- Okul bahçe duvarları yükseltilip çizgi film karakterleri ile süslenmeli.
- Kapsamlı düzenleme yapılmadan önce pilot uygulamalara bakılmalı.
- Okulların fiziksel şartlarının 60 aylık çocuklar için yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Kaynak: http://www.radikal.com.tr/turkiye/444_sistemi_yine_degisiyor-1139836
Eğitim Teknolojileri Uzmanı, Eğitim Danışmanı, BTK Akademi Eğitmeni, Microsoft Açık Akademi, Vakademi Eğitmeni, Udemy Eğitmeni, Abaküs Kitap Yazarı, Python, C#, SQL Server, ADO.NET EF, WinForms, ASP.NET, Visual Studio, Amiga, Commodore 64
1 Temmuz 2013 Pazartesi
LCD ve LED Ekranlarda Ölü Piksel Sayısı ve Ayıplı Ürün Kabul Edilme Kriterleri
YENİ nesil televizyonlarda parlaklık ve net görüntünün
elde edilmesini sağlayan görüntü noktaları (piksel) dava konusu oldu. Bazı
firmaların TSE’nin 2010 yılında iptal ettiği ‘belli sayıda ölü piksel normal’
standardını sanki hiç iptal edilmemiş gibi uygulaması, tüketicileri ayıplı
televizyon ve bilgisayarlara mahkûm ettiklerini ortaya çıkardı. Yargıtay,
açılan dava üzerine aldığı kararla bu oyunu bozdu.
BAZI elektronik cihaz üreticilerin TSE’nin 2001
yılında çıkartıp, 2010 yılında iptal ettiği standardı, sanki hiç iptal
edilmemiş gibi uyguladığı ve tüketicileri piksel yanması sonucu ekranlarında
siyah görüntü noktaları oluşan ayıplı televizyon ve bilgisayarlara mahkûm
ettikleri ortaya çıktı. Yargıtay’ın Ankara 7’nci Tüketici Mahkemesi’nin
onayladığı kararına göre, firmalar bundan böyle TSE’nin 3 yıl önce iptal ettiği
ISO 13406-2 standardını gerekçe göstererek, piksel sönmesi yaşanan TV’leri
garanti kapsamı dışında bırakamayacak. Ölü piksel sayısı kaç olursa olsun,
televizyondaki sorunu garanti kapsamında çözmek zorunda kalacak.
NE ANLAMA GELİYOR
LCD ve LED gibi yeni nesil ekranlara sahip televizyon
ve dizüstü bilgisayarlarda parlak ve net görüntü, piksel adı verilen çok
sayıdaki görüntü noktaları sayesinde elde ediliyor. Her piksel, üç adet alt
pikselden oluşuyor, Bunların her biri de kırmızı, yeşil ve mavi olmak üzere bir
temel rengi sağlıyor. Örneğin, 1024 x 768 çözünürlüğündeki 15 inç bir
bilgisayar ekranında yaklaşık 768 bin adet görüntü noktası (piksel) bulunuyor.
Bu sayı büyük ekran televizyonlarda milyonlara ulaşıyor.
YÜRÜRLÜKTE DEĞİL
Sayıları milyonları bulan bu görüntü noktalarından
bazılarında zaman zaman hatalar oluşabiliyor. Hatalı pikseller de televizyonun
ya da bilgisayarın ekranında göze hoş gelmeyen siyah noktaların yer almasına
yol açıyor. Televizyon izlerken ya da bilgisayar kullanırken rahatsız edici bir
görüntü ortaya çıkabiliyor. Ölü pikseller, tüketiciler ile firmalar arasında
tatsız tartışmaları da beraberinde getiriyor. Buna da üç yıl önce TSE
tarafından iptal edilen ISO 13406-2 standardını bazı firmaların yürürlükteymiş
gibi hala uygulamaya devam etmesi yol açıyor.
PİKSEL SINIRI NEDİR
Standardı gerekçe gösteren bazı firmalar, belli bir
sayının altında kalan ölü piksel sorunlarını garanti kapsamı dışında tutuyor.
Bunu da, ürünün ekran çözünürlüğüne göre belirliyor. Firmalar, sözkonusu
standardı gerekçe gösterip, 1600 x 900 çözünürlükteki bir ekranda 3 pikseli,
1600 x 1200 çözünürlükte 4 pikseli, 1920 x 1080 ile 1920 x 1200 çözünürlükteki
bir televizyonda ise 5 piksel ve üstünü garanti kapsamındaki hata sayısı olarak
kabul ediyor. Bu 1024 x 768 ekran bir dizüstü bilgisayarda 2 piksel oluyor.
Mahkeme tarafından ayıplı mal kapsamında
SALDIRAY Günal adlı tüketicinin ‘ekranında 3 ölü
piksel’ yer alan televizyonunu “4 ölü piksel olması gerekir” diyerek, garanti
dışında bırakan firma hakkında Ankara 7’nci Tüketici Mahkemesi’nde açtığı
davada, firmanın delil olarak sunduğu standardın TSE tarafından 3 yıl önce
iptal edildiği anlaşıldı. Bunun üzerine mahkeme, ekranında 3 adet ölü piksel
yer alan televizyonun ayıplı olduğuna karar verdi. Mahkemenin aldığı bu karar,
Yargıtay 13’ncü Hukuk Dairesi’nin geçtiğimiz nisan ayının sonunda aldığı
2013-1750 esas numaralı kararıyla da onaylandı. Artık, tüketiciler satın
aldıkları LCD ve LED TV’lerde sayısı kaç olursa olsun ekranda görüntü
bozukluğuna yol açan ölü pikselli cihazlarını ayıplı mal kapsamında
değerlendirtip, garanti kapsamında işlem yapılmasını sağlatabilecek.
Meğer iptal edilmiş
LCD ve LED ekranların ilk piyasaya sürüldüğü
dönemlerde, belli sayıda ki ölü pikseller normal karşılanıyordu. TSE’de bunu
göz önüne alarak 2001 yılında EN ISO 13406-02 standardını oluşturdu. Ancak,
ekran teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişme ve piksel hatalarında yaşanan
düşüşü dikkate alarak, bu standardı 2010 yılında iptal etme yoluna gitti.
Artık, yeni nesil LCD ve LED ekranlarda, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de
piksel yanmaları ayıp sayılıyor. Buna rağmen, bazı üretici ve ithalatçı firmalar ürün açıklamalarında
hala bu standart uygulamadaymış gibi göstererek, belli sayının altında ölü piksele sahip ürünlerini garanti kapsamı dışında tutuyor. Bu durumda tüketiciler, göze hoş gelmese de ekranda siyah noktalar eşliğinde izlemeye mahkum kalıyor ya da bedelini ödeyerek cihazının ekranını değiştirtmek zorunda kalıyordu.
hala bu standart uygulamadaymış gibi göstererek, belli sayının altında ölü piksele sahip ürünlerini garanti kapsamı dışında tutuyor. Bu durumda tüketiciler, göze hoş gelmese de ekranda siyah noktalar eşliğinde izlemeye mahkum kalıyor ya da bedelini ödeyerek cihazının ekranını değiştirtmek zorunda kalıyordu.
Erkan ÇELEBİ ecelebi@hurriyet.com.tr
Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/23622410.asp?yazarid=18&hid=23622967
27 Haziran 2013 Perşembe
Windows 8.1 Önizleme Sürümü Türkçe / İngilizce Download
Windows 8.1 Önizleme Sürümü Download'a sunuldu. http://windows.microsoft.com/en-us/windows-8/download-preview adresinden İngilizce, http://windows.microsoft.com/tr-tr/windows-8/download-preview adresinden de Türkçe sürümü indirip kurarak, test etmeye başlayabilirsiniz.
Download ve kurulum biraz uzun süreceğinden dolayı, beklerken bir şeyler izleyebilirsiniz.
Download ve kurulum biraz uzun süreceğinden dolayı, beklerken bir şeyler izleyebilirsiniz.
Binali Yıldırım - Bulut Bilişim
Az önce tekrar izlerken, sizlere de bir kez daha izletmek istedim. :)
Bu, bulut sistemi dedikleri bir şey var şimdi, son zamanlarda.
Herkes oraya bir şey atıyor.
Gelen, oradan işine yarayanı alıyor kullanıyor.
Ben böyle anlıyorum. Belki farklı bir şeydir.
Şey yok artık, böyle sistematik bir şey yok.
Abur cubur dolduruyorsun.
Herkes ihtiyacını oradan alıyor, ama hiç de karışmıyor.
İstediğini buluyorsun.
Bu bilişim, fazla kafa yorarsan sıyırırsın.
Kullanacaksın, nimetlerinden kullanıp yararlanıp işini göreceksin.
Kafayı taktın mı o zaman işin kötü.
Çok fazla, hikmetine fazla şeyapmamak lazım.
Bu, bulut sistemi dedikleri bir şey var şimdi, son zamanlarda.
Herkes oraya bir şey atıyor.
Gelen, oradan işine yarayanı alıyor kullanıyor.
Ben böyle anlıyorum. Belki farklı bir şeydir.
Şey yok artık, böyle sistematik bir şey yok.
Abur cubur dolduruyorsun.
Herkes ihtiyacını oradan alıyor, ama hiç de karışmıyor.
İstediğini buluyorsun.
Bu bilişim, fazla kafa yorarsan sıyırırsın.
Kullanacaksın, nimetlerinden kullanıp yararlanıp işini göreceksin.
Kafayı taktın mı o zaman işin kötü.
Çok fazla, hikmetine fazla şeyapmamak lazım.
Windows 8.1 Preview Video
- Özelleştirilebilir Başlangıç Ekranı
- Kutucuklar için 4 farklı boyut seçeneği
- Aynı anda ikiden fazla uygulama görüntüleyebilme
- Bulut ile daha geniş uyum
- Başlat Düğmesi (Start Button)
- ve çok sayıda yeni özellik...
#direnTürkiye
Labels:
Windows 8.1,
Windows 8.1 Preview Video
21 Haziran 2013 Cuma
8 Haziran 2013 Cumartesi
Memleketimden İktisat Efsaneleri - Ege Cansen 8 Haziran 2013
ADALET ve Kalkınma Partisi daha doğrusu Recep Tayyip
Erdoğan 2002 yılının sonunda iktidara geldi.
10 yılı aşkın bir süredir Sayın Erdoğan (R.T.E.) “tek
adam” olarak ülkeyi yönetmektedir. R.T.E’nin yönlendirdiği Türkiye’nin
10 yılda mucizevî bir iktisadi gelişme gösterdiği şeklinde yaygın bir söylem
var. Bu söylem, sadece Türkiye’de değil, yurt- dışında da yaygındır. Acaba bu
sav, bir gerçeğin ifadesi midir? Yoksa bir efsane midir? Bugün bu savı
eleştirel bir açıdan irdelemek istiyorum.
BİRİNCİ EFSANE: KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR ÜÇ KAT ARTMIŞTIR
Yanlış. Doğrusu, kişi başına milli gelir 10 yılda % 45 artmıştır. Üç kat artmış hesabı (ki, aslında 2 kat artmış veya 3 katına çıkmıştır demek gerekir) cari dolar fiyatıyla yapılan bir tercüme hatasıdır. Her ülkenin milli geliri ve büyümesi ulusal para ile hesaplanır. Ulusal para biriminin dolar karşısında değerlenmesi veya değer kaybetmesi büyüme oranını değiştirmez. Mesela 9 Haziran 2008’de 100 Japon Yen’i 0.94 dolar ederken, 24 Ekim 2011’de 100 Japon Yen’i 1 dolar 32 sente yükselmiştir. Japon parası, Dolara göre % 40 değerlenmiş ve Japonya’nın gerçekte pek de artmayan kişi başına milli geliri, cari dolar kuruyla hesaplandığında % 40 artmıştır. Ama hiçbir Japon başbakanı, bununla böbürlenmemiştir.
İKİNCİ EFSANE: 10 YILDA TOPLAM MİLLİ GELİRİMİZ ÇOK HIZLI ARTTI
Yanlış. Son 10 yılın ortalama büyüme oranı % 5’tir. Bu oran önceki 80 yılın ortalama büyüme hızına kabaca eşittir. Değişen bir şey yoktur. Faraşlaşan cari açık devalüasyon krizine sebep olmasın diye, büyüme hedefi 3 yıl için % 5’e bağlanmıştır.
ÜÇÜNCÜ EFSANE: TÜRKİYE EKONOMİSİ BÜYÜKLÜKTE DÜNYA 17’NCİSİ OLDU
Olmadı; zaten öyleydi. 1993 yılında da Türkiye, toplam milli gelire göre dünyanın en büyük 17. ekonomisiydi. Bazen bir basamak çıktı, bazen bir basamak indi. 19 yıl sonra 2012’de de büyüklük sırası değişmemiştir. Yani Dünya’nın 17’inci büyük ekonomisidir. Önümüzdeki 10 yılda da bu değişmeyecektir.
DÖRDÜNCÜ EFSANE: IMF BORCUNU SIFIRLADIK, BORÇSUZ ÜLKE OLDUK
Eksik konuşarak yalan söylemek işte budur. AKP’nin ekonomide aldığı en başarısız sonuç dış borç yükünün aşırı artmasıdır. (Diğer yandan efsanesinin çıkış sebebi de budur.) Dış borçlarımız, 2002’deki 130 milyardan, 2012’de 337 milyar dolara çıkmıştır. Çıkış devam etmektedir. Ülkemiz, hiçbir dönemde bu kadar çok dış borç yükü altına girmemiştir. IMF’ye olan borçlar, vadeleri geldiğinde yabancı bankalardan alınan yeni döviz borçlarıyla kapatılmıştır. Olay bundan ibarettir.
Son Söz: Efsane, efsunlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


.png)
